Sen belki de gerçekleşmesini istediğim bir rüyaydın. Görmek istediğim bir film ya da duymak için sabırsızlandığım o şarkı gibi. Sonra birden sen geldin hayatıma. Rüya sandığım ama aslında gerçek olan bir masal başladı. Sen ordaydın ve ben seni sevebilirdim. Kucağıma alıp fısıltılı bir şarkı söylercesine ya da gözlerine bakıp da aşk’ı iliklerimde hissedercesine seni sevebilirdim. Olmadı… Yapamadık… Bir elveda ile süsledik aşkımızı. Hâlbuki hatırlarsın yıldızlar bile mest olmuştu o ilk bakışmamıza. Ardından tüm şehrin beraberliğimizi kutlarcasına arka arkaya patlattıkları o meşakkatli havai fişekler… Bir rüya’nın başlangıcıydık. Daha uykuya dalamadan biten bir rüya… Ben seni aslında çok sevdim. Sevgimi de zaten üstüne giydirdim. Bu renk en çok sana yakışıyor biliyorsun. Kokusu ve büyüsü bambaşka teninin. Dokunmaya kıyamazdım her defasında. Öpüşmelerimiz incitirse ya seni? Ya kırılırsan? Seni sevmek bu olsa gerekti. Seni öylesine benimsemişim ki… Hayatımdaki tüm özneler sen tüm yüklemler ise ben olmuş. Bir cümlenin olmazsa olmazı gibi.
Bitti…
Biliyorum zorluyorum seni direnmemiz için. Yıkılmamalıyız. Biz bu olamayız… Yeşil gözlerin olmadan nasıl yapamazsam sende benim saçlarıma dokunmadan uyuyamazsın.
Gitme…
Gideceğini biliyorum. Elveda demeyeceğim… Bakacağım ardından… Derin bir nefes alıp mükemmel bir aşktı bana yaşattığı diyeceğim kalanlara. Sonra bakacağım ardından nemli gözlerle fotoğraflara. Bir zaman geçecek ve kalbinde bir sancıyla karıştıracaksın çekmeceleri. Ve işte o an… Bakakaldığın fotoğrafların ardından derin bir iç çekeceksin geçmişe dair. Ben seni aslında çok sevmişim, Ben seni “Biz”den sonra sevmişim diyeceksin.
Kaydol:
Kayıt Yorumları (Atom)
Hiç yorum yok:
Yorum Gönder